10/2/2008
Kapitalizmin Yeşil Alanları
Gözüme bir reklam takıldı: gazete ile birlikte şık bir zarf içinde kuşe kağıda basılmış yarım metre kadar bir kağıt. Bir yüzünde yemyeşil çimler ve bir yazı arkasında ise toplu bir konut projesi filan var. Bir yazı var ki, bir hayli düşündürdü beni:
“Çocukluğunuzdaki misket oyununu mu özlediniz? Oynanacak açık alan nerede mi diyorsunuz? 2 seçeneğiniz var! Ya bu posteri salonunuza açar ve çocukluğunuzu hayal edersiniz. Ya da ... Kent'e gelir ailenizle özlediğiniz hayatı yaşarsınız. Seçim sizin! İlk misketlerinizde ... Kent'ten hediye.”
Hep derler ya reklamlarda mantık aranmaz. Eğer aranırsa bu sefer sorulayacaktır insan ve yaratıcı süreç eleştirel düşünmeyle başlayacaktır ki, bu insnaları sömürmek için gelişmiş ülkelerde tüketim afyonunu, azgelişmiş ve geri ülkelerde ise hem tüketim, hem kültür, hem de din afyonunu kullanan kapitalizmin sorgulanması demektir.
İnsanların sömürünün farkına varması demektir; yani kar ve çıkarların sınırlanması hatta sonlanması ki, istenmeyen durumdur bu kapitalizmce.
Şimdi sormak gerekir doğası gereği kar etmek ve çıkarlarını genişletmek, sürdürmek için kapitalizm soyut, somut ne varsa paketler, satar. Yani doğayı yağmalar, insan emeğini sömürür ve bunları yaparken de müsrftir.
Aynı fayda seviyesindeki milyonlarca ürünü binlerce çalışan ile pazarlar; yarattığı rekabet ise sömürü içindir, insanlık ve doğa yararına değil. Savaşlar çıkartan kapitalizm doğanın bu denli dengesinin bozulmasında, iklimlerin değişmesinde de baş etkendir, hatta tektir.
Reklamımıza geri dönersek, vaat edilen yeşil alan doğal bir ortam değil, aksine doğal bir alanın üzerine kondurulan betonlar üzerinde yaratılan bir yeşillik sadece. Üstelik bu yapay yeşillendirme belirli bir maliyete katlanılarak insanlara aslının sağladığı fayda seviyesinin de altında bir tatmin duygusu, haz değil de doğalı ile eşit ölçüdeymişçesine pazarlanmaktadır. Kısaca insan yok edilen bir şeyi şık ambalaında satın almaktadır, bilerek cinayete ortak olmaktadır.
Üstelik kapitalizm bunca teknolojik ve bilimsel ilerlemeyi de ardına almasına karşın haz duygusunu dahi pazarlaması göstermektedir ki, yeşil doğa temasıyla karşılanmaya çalışılan mutluluk, doğal çevre de kapitalizmin yok edip sonrasında şık ambalajlar içinde pazarladığı gerçeğini saklayamamakta.
Asıl çelişkinin merkezi ise özlem duyulan yeşile, doğaya, mutluluğa ulaşabilmek için gerekli alanın kendilerinde olduğunu savunan “... Kent” reklamları için bir yığın kağıt kullanılmıştır, ulaşım maliyetleri ile doğa kirletilmiştir ki, bu sağlanacak yeşil alan için başka yerde doğanın kat be kat yok edilmesi anlamına gelmektedir.
Son olarak sözü Karl Marx'a bırakıyorum hani o lise felsefe kitaplarında genç beyinlere “başaşağı duran Hegel'in felsefi sistemini ayakları üzerine oturtmuştur” gibi saçma sapan bir tanımla geçiştirilen büyük insana:
“Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser.”
