ALanların İkilemi

    

“Başka Türkiye yok”, “Türkiye laiktir, laik kalacak”, “Atatürk gelecek AKP gidecek”, “Tayyip iktidarını al da git...” diyen, alanlarda bayrak seli olup akan, geçen senenin toplumsal haykırışı, kitlesel muhalefeti dinci AKP'ye düşman, laik Cumhuriyeti savunan bir görüntü çiziyordu.


Ancak bu milyonlar AKP'yi iktidardan uzaklaştırdıktan sonra nasıl bir yönetim arzusundaydılar?


AKP'siz, ama kapitalizmin egemen demokrasisiyle mi yol devam edeceklerdir? Aynı soru laik Cumhuriyetten yana olanlar içinde geçerlidir. Düzeni benimsemiş sol partiler nereye kadar emekçilerin haklarını, iktidarını savunabilir ki, geçmişlerinde bu görülmüş şey değildir. Yoksa emekten yana, ulusal politikalar ile toplumu bütünleştiren, sömürünün her türlüsüne karşı çıkan bir yönetim mi istiyorlar?


Eğer kapitalist egemen demokrasisi sürecekse bu sömürünün de sürmesi ve devletin hala patronların, sermayenin elinde olması demektir.


Emekten yana, bir siyasal güç yoksa ve alanlarda toplananlar böyle bir güç için birleşmezlerse ulusal birlik ve ulusal çıkarlar sağlanamayacağı bigi toplum yeniden bir kutuplaşmanın içinde olacaktır. Hatta bölünmeyi kabullenebilecektir de. Eğer ola ki, egemen demokrasisi solu işbaşına getirmeye karar verirse tüm hakları kullandırtmayacak, dahası onu kendisine göre evcilleştirecektir. Sonra da “laiklik, sol, Kemalizm karın doyurmuyor, emekçileirn sorununu çözmüyor” denilerek küresel oyuncular ve yerli işbirlikçileri, boyalı basınca alaşağı edilecektir.


Ardından da kapitalizme tam uyumlu bir İslam devrimi göreceğimiz kesindir. Hem de en renklisinden. Alanlarda toplananlar, soldan, emekten yana olanlar, ulusal çıkarları düşünüp bölünmeyi değil gerçekten bütünleşmeyi düşünenler önce bu soruya yanıt vermelidirler: Nasıl bir yönetim istiyoruz? Emperyalizmden bağımsız ve ona karşı mı, yoksa kurulu düzeni tasfiye etmeden ad değişikliği mi?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!

foto resim albüm - fotoğraf yükle