29/1/2008
Kim Hangi Özgürlükler Adına Mücadele Ediyor?
Özgürlükler adına ayrımcılıkların pazarlandığı tezler ne yazık ki toplumsal barış ve refahı sağlayacak nitelikte değildir. Çünkü sağcısından dincisine, milliyetçisinden komünistine dek savunulan özgürlüklerin içeriği emperyalizme hizmet eder niteliktedir. Kaldı ki, bu savunulan ve “faşist T.C'den”, zorluk çıkartan Anayasa'dan beklenen özgürlüklerin sınırlarını da kapitalist egemen demokrasi belirlemektedir.
Türbanın özgürlükler adına, demokratikleşmek adına, kadının toplymsal yaşama karşıması adına serbest bırakılması için el sıkışan düzen partileri (ki, dinci AKP ile kapıcısı milliyetçi MHP) laik toplum yaşantısı iel devlet yapısını dinamitlerken temelden, ileride kendilerini dahi yutacak bir azgınlığa erişecek dinci-faşist yapılanmayı büyüttüklerinin farkında değildirler. Çünkü bizim demokrasimize özgü geniş görüşlülükten yoksun düzenin parti ve liderlerinin tüm planları gelecek seçimler içindir.
İşçi sınıfının iktidarı ve sömürüsüz bir düzen mücadelesi veren, örgütlenmeye çalışan solcular, komünistler ise türban sorununa dinciler gibi bakmasalarda destek olmaktadırlar. “Türbanlı komünist neden olmasın” gözüyle bakılınca türban sorununa aslında sınıf mücadelesine ve örgütlenme çabalarına da zarar verilmektedir. Çünkü, Kuran'da yeri olmayan ve erkek egemen özünden uzaklaştırılmış İslamcılığın kadını köleleştirmesi, daahası sömürmesinin aracı olan türban örgütlülğe darbe vurmakta; insan aklını körelten, yaratıcı ve eleştirel, bilimsel düşünceyi boğan dinsel gerici güçleri sömürü araçlarını aklamaktadırlar. Türban özgür bireylerden oluşan, hakkını bilen örgütlü bir toplumu değil aklı dogmalara tutsak, düşünemeyen ümmet oluşturur.
Aynı şekilde dinsel gerici geri güçler ile emperyalizmin Kürt ulusu üzerinde süren egemenliği sonlandırılmadan elde edilecek bir özgürlük, Kürtleri enerji kaynaklarının Ortadoğuda'da bekçisi yapacaktır. Tıpkı İsrail gibi.
Türkiye'deki topal demokrasinin ve sınırlandırılmış özgürlüklerin nedeni olarak “militer yapıdaki Cumhuriyet” ile laiklik ilkesi olduğunu ileri sürüp kapitaliat egemen demokrasisinin sermaye odakları olmasını görmezden gelen ikinci cumhuriyetçiler ise bireysel özgürlükleri dinci-faşist yapılanmayı överek, hatta AKP'yi gelmiş geçmiş en demokrat hükümet ilan ederek savunmaktadılar.
Ancak bunu yaparken de ne sınıf, ne kapitalist sömürü, ne de demokrasiyi araç olarak kullanan dinci AKP'nin toplumu geren ve Şer'İ düzene sürükleyen eylemlerine değinirler. Demokrasi bülbülü ikinci cumhuriyetçiler, iktidar aydınları ve kalemi satılık yazar-çizer-gazeteciler sanıyorlar ki, orduyu eleştirmekle, yerden yere vurmakla, laikliği esnetmekle demokratikleşeceğiz, özgürleşeceğiz, çağdaşlaşacağız.
Özgürlük adına bugün ülkeyi ve toplumu dinsel gerici güçler üzerinden bilerek, bilmeyerek emperyalizmin kucağına atanlar yarın emin olun ki, bu özgürlükleri arayacaklar.

0 yorum yazılmıştır
Yorum yaz!