28/1/2008
Türban Özgürlüğünden BOP'a ve Kadınlarımızın Köleleştirilmes
Bugün ülkemiz bölünmenin, kamplaşmanın eşiğindedir. Yaratılan bu yapay tartışmalar ise ülkenin emperyalizm bataklığında boğulması gerçeğini toplumdan kaçırmaktadır.
Emperyalizmin kucağında büyüyen siyasal İslam ile etnik milliyetçilik bütünleşitiricilikten uzak olduğu gibi yoksul, cahil, okumayan, tarikat-cemaat sarmalında birey olmaktan uzaklaşıp ümmetleşen insanlara özgürlük adıyla pazarlanmakta. Öyle ki, bu insanlara başta siyasi liderlerden yoksulluğun, açlığın sona ermesi ve istikrarın sağlanmasının tek koşulu olarak türbanın her alanda serbest bırakılması ile ülkenin emperyalizmin gölgesinde bölgesel, etnik temelli bölünmesiyle mümkün olduğu telkin edilmektedir.
Medya ise bu noktada patronlarının yağma-talan düzeni kaynaklı çıkarları gereği toplumu, iktidarların, dinsel gerici güçlerin ve emperyalist karar merkezlerinin sınırlarını belirlediği “özgürlüklerin” anlamlarını kaydırarak bu yönde imal etme görevini üstlenmiştir. Dahası özgürlükleri sınırlayan sahte özgürlükleri pazarlamaktadır. Örnek mi? Israrla “radikal ve taraf” kimi gazeteler ve yazarları Anadolu'nun kültürel mirası ve İslamla alakası olmayan başörtüsünü siyasi ağızlarla elbirliği etmişçesine türban yerine kullanmakta ve bir siyasi üniforma olan türbanı masumlaştırmakta. Emperyalizmin beslediği bölücü terör örgütü PKK'nın saldırılarını ve şehitleri “toplu asker ölümleri”, direnişçi Kürt halkı, gerillalar diye aklamakta; ama terörün kaynağını es geçip emperyalizmi de görmeyerek faşist ilan ettikleri T.C'ye yüklemekte.
Medyada son yıllarda yaşananlar ile faşist ve tekelci yapılanma arttığı gibi, iktidarla olan kaçınılmaz ilişkiler ağı nedeniyle de halkın doğru, güvenilir ve yansız haber alma özgürlüğü de kısıtlanmakta. Kaldı ki medya, bugün kitleleri bilgilendirmekten çok kapitalizmi meşrulaştıran, tüketim çılgınlığını gençlere iyi bir şeymişçesine pompalayan, üretimin değil de tüketimin iyiliklerini anlatan, güncelden uzak, sorgulamayan bol magazin soslu, kültür emperyalizmi yapımları ve haberleriyle uyşturmaktadır. Hem de halk bunu istiyor edebiyatı ile.
Kendi zenginlerini, yeşil sermayesini, kadrolarını, imam memurlarını yaratan AKP, elbet türbana dolanmış demokrasisini destekleyecek faarklı alanlarda anlam karmaşası, bilgi kirliliği yapacak, “iktidar aydını”, “iktidar medyası”, “aydınımsı yazar-çizer-gazeteci”, “demokrasi havarisi STÖ'ler”, “özgürlükçü akademisyenler”, “piyasa bilim adamları”, “muhafazakar enteller” yaratmıştır.
Bu sayededir ki, boyalı medyaca el üstünde tutulan bu güruh dinci AKP'nin laik Cumhuriyet rejimi ile ulusal devlet yapısını bir İslam devletine sürükleyen eylem ve söylemlerini; emperyalist sömürüyü devam ettiren, sermayeyi takip eden siyaset çizgisini, kadını çağdaş köleliğe mahkum eden türban özgürlüğünü, din temelli eğitim ve demokrasisini aklamak için var güçleriyle çalışmaktadır. Doğal olarak da paylarına düşeni de almaktadırlar. Kimisi iktidarca el konulan gazetelerde köşe yazarı olmakta, kimisi iktidara danışman, kimisi bürokrat, kimisi belediyelerin işlerini, kimisi ise PTT'nin, THY'nin çalışanlarını giydirmekte...
Korkarım ki, sonları İran'da molllara inanıp Şah'ı devren İranlı komünistler, aydınlar, ilericiler gibi olsun!
Türbana özgürlük diye el şıkışan politikacılar aslında laik Cumhuriyetle hesaplaşmanın gururunu yaşamaktadırlar ve açıkça biz emperyalizmin bizi iktidara gelmemiz için koştukları şartları yerine getiriyoruz diyemedikleri için önce türbanla adım atıyorlar. Nereye ülkenin tam anlamıyla sömürgeleşip, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bölünüp uydulaşmasına. Yol zaten emperyalis Amerikaca çizilmiş olup bugün uygulayanda AKP'dir ki, bu oyun kadınlarımız üzerinden oynanmaktadır ve kadınlarımız bu oyundan bir haberdardır.
Türbanala özgürleşeceğini, toplumsal yaşama katılacağını sanan etrafı dogmalarla çevirili, akılları erkek egemenliğindeki özünden uzaklaşmış İslam dinine teslim kadınlar ise farkında değiller çoktan köleleşip ev hapsi yaşantısının başladığının.

0 yorum yazılmıştır
Yorum yaz!